Kitap Notları – “Stalin”

Ekim devrimi dünyanın seyrini değiştirmiş bir kalkışma. En önemlisi de devrimci bir pratik olarak etkisi. Tartışılan yerleri ya da tartışılmaz yerleri olan, geleceğe dair öngörülerin ilk örneği olan bir hareket. Bu sebeple olsa gerek Stalin bir devrimci olarak Lenin’den daha fazla sorgulanan, üzerinden bolca polemik yapılmış bir karakter.

Peki kimdir Stalin?

Bir devrimci mi, sosyalizmin otoriter yüzü mü.  Isaac Deutscher’ın iki ciltlik Stalin biyografisi sadece Stalin’i anlatmıyor dönemin koşullarını, önemli olaylarını, karakterlerini ve bütün bu herşeyin Stalin’le bağlantısını da anlatıyor.

Yazar hakkında detaylı bilgi burada

Notlar….

“Tanrı tanımaz gezici şövalyeler tarikatı”

“Ana ve babasının toprak-kölesi olarak dünyaya gelmiş olmaları Cugaşvili-Stalin’i, ihtilalin belli başlı liderlerinin hemen hepsinden ayırd eden bir özelliktir.”  s.50

“Lenin’in taraftarlarına “çoğunlukçular” yani Bolşeviki denmiştir. Martov’un taraftarları ise “azınlıkçılar” yani Menşeviki olarak anılmıştır.” s.92

Koba Stalin’in takma adıdır, kafkas-i bir kelime, kükreyen aslan anlamına geliyor.”

“Hemen işe başlamak gerek.” Lenin

Şarap zamanı için mini kılavuz

Boğazkere

Kış gelmeden önceki zamanlar, sayfiye insanlarının artık sahilden biraz uzaktaki evlerinde hazırlık yapma vakti. Kim şehre gidecek, kim cam damacana bulmuş, kaç lira? Hazırlıkların nedeni belli şarap zamanı yaklaşıyor.  İlk olarak fermantasyon için gerekli kova koalisyonuna katıldım. Mavi kilitli kapakları olan sanayi tipi kovalar aldık ama büyük çöp kovaları da gayet o işi görüyor.

Sonra yağmurlar başladı. Bu biraz endişe verici bir durumdu çünkü üzümün yağmurlar başlamadan toplanması gerekiyordu. Bu hem şeker seviyelerinin düşmemesi hem de üzümlerin bozulmaması açısından kritik bir tarih, 10 Ekim’de artık yola çıkmaya karar verdik. Yola çıktığımız sabah bulutlu olan hava yola çıkınca bozmaya başladı. Sonrasında bardaktan boşanırcasına yağan yağmur ve şimşeklerle birlikte devam ettik. İlk durağımız plastik kasa üreten bir imalathane oldu.  Alabildiğimiz kadar kasa aldık.

Seher

 4 Kasım 2016’dan beri Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın cezaevinde yazdığı öykülerden oluşuyor.

Kitaptan alıntı…

“Kemendi boynuma geçirip hiç tereddüt etmeden tabureye vurdum tekmeyi. Tabure yerde taklalar atarken, gözlerimi tavana dikip tekrar tekrar düşündüm. Bütün hayatım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden aksın diye bekledim ama öyle olmadı. Bu şekilde neredeyse on dakika geçti. Şeritlerin her bir karesinde onun gülen yüzü vardı. Sadece ondan ve aynı karelerden ibaret hayatım burada son bulacaktı, eğer yerde sırtüstü vaziyette uzanıyor olmasaydım…

İnsan kendini yatay şekilde asamıyormuş. Bunu keşfetmiş olmak içimde yeniden bir yaşama isteği uyandırdı. Kalktım, kemendi çıkardım boynumdan. Günlük intihar girişimimi tamamlamış olmanın verdiği iç huzurla mutfağa gittim. Üç yumurta kırıp kahvaltı yaptım. Tıraş oldum, giyinip dışarı çıktım.” (Bildiğiniz Gibi Değil adlı öyküsünden, sayfa 49.)”

Türkiye’den Vikipedi’ye erişim engeli halen devam ediyor

29 Ekim Pazar günü, Türkiye’deki Vikipedi engelinin altıncı ayı doldu. Bir yarım yıl boyunca Türkiye’deki 80 milyon kişinin Vikipedi’deki tıptan tarihe, güncel konulara kadar uzanan içeriğe erişimi engellendi. Altı ayın sonunda ve eğitim-öğretim döneminin ortasında, Türkiye’de Vikipedi’ye erişimin yeniden sağlanması gereği her gün daha da acil hale gelmekte.

Türkiye’deki Vikipedi engeli bir çok Türk vatandaşını derinden etkiledi. Türkiye’de ve dünyada “kaynakların kaynağı” Vikipedi’nin kaybına üzülen çalışanlar, öğrenciler ve akademisyenlerden haberdarız. Öğrenciler, ev ödevlerindeki yardımcısını kaybetti. Öğretmenler, değerli bir eğitim aracını kaybetti. Akademisyenler, araştırmaları için bir başlangıç noktasını kaybetti. Çalışanlar, sektörlerini anlamada kullandıkları değerli bir kaynağı kaybetti.Türkiye’nin hiçbir yerinde insanlar, artık akıllarına takılan soruların cevapları için Vikipedi’ye bakamıyor.

Kuzey yıldızını bulamayan Antonyo (spot yazı)

Onu uzun zamandır dinleyen Tati kayıtsızdı.
“Bir rende.” dedi Tati. “Rendeler gerçekten kırar kalbi. İnce çalışır ve hiç bir iz bırakmazlar geride.”
Güldü : “Rendeyle öldürücem kendimi,” dedi.

Dolunay’ın ışığında görünen fil (giriş)

Kısa bir günün ağzında oturuyoruz. Pencereden bakan kadının mayo çizgileri eyfel kulesi gibi uzuyor, boğazında düğümleniyor. Dirseği menteşeye değiyor ve parmakları elmacık kemiklerine dokunuyor. Elleri iğdeden patiskalar, uzanan kolu ince, dağılmış yeşil bir dövme eski bir anın izini taşıyor. Sarıldığında huzursuzluğum şeker gibi bir hazzın içinde eriyip gidiyor. Kahkahanın yükselip alçaldığı yerde dudakları parlıyor. Zalimliğin ona nasıl dokunamadığını düşünüyorum, eliyle canavarları küçük küçük parçalarla besleyişini. Bütün her şeyin en uçlara gitme eğilimi vardır. Kelebeklerden insanlara kadar. En azından bir kez denenebilecek şeyler vardır. Biz en ucun orda duruyorduk işte. Gelip ölecekler ya da gelip kalacaklar ya da gelip hiçbir şey olmayacakların hesabını yapıyorduk.

Beslenme Zamanı

Erkekler

 Ayşe Akaltun’un editörlüğünde Notabene yayınlarından çıkan “Erkekler” kitabı, erkeklerin gözünden erkekliğin sorgulandığı bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Ben de “Neden Hiçbir Şey Olmamış Gibi Yaparım” adlı öykümle katıldım. keyifli bir çalışma ve bakış açısı yarattığını düşünüyorum.

Öykünün giriş alıntısı..

“- Senin dünyadaki yaşamında, insanlar nasıl değişir?

– Tanrı, baş parmağının keskin tırnağıyla, deriyi, gırtlaktan göbeğe kadar ayırır.
Sonra kocaman, kirli elini içeri daldırır. Kan damarlarını kavrar. Elinden kurtulmak için kaçarsın, ama o çok sıkı tutar. Vazgeçmez. Çeker de çeker. bütün iç organlarını zorla çıkarana kadar. Ve o acı, onu anlatmam mümkün değil. Sonra da hepsini geri tıkıştırır. Pis, karmakarışık, yırtılmış. Dikerek birleştirmek sana kalır.”
American angels 5. bölüm

Kibrit Dergisi’nin beşinci sayısı çıktı

Mevsimine Göre Takılan Dergi “Kibrit”in yeni sayısı çıktı. Kibrit Dergiyi, İstanbul Kadıköy ve İstiklal Mephisto Kitabevi; İzmir Yakın Kitabevi, Pan Kitabevi, Anka Sahaf; Ankara İmge Kitabevi; Eskişehir Adımlar Kitabevi; Denizli Polka Kitabevi’nden bulabilirsiniz.

paspertü adlı öyküyle katıldım…

“Orada anladılar böceklerin rengini nerden aldığını. Korkular dokunmuş ve içlerinde koyu lekeler bırakmıştı. Gece iyi bir bahaneydi, yüklerini geceye bırakıyorlardı ve hiç iz bırakmamış ruhlara. Karanlığın içinde, altınızda kocaman başka bir dünya varsa kural basitti: sesiz olmak en iyisiydi.”

 

252 yazardan minimal öyküler


Bir derleme kitap olarak aylak adam yayınlarından çıkan “öyküden çıktım yola”, Tüyap fuarında okuyucuyla buluştuktan sonra şimdi de kitapevlerinde.. ” şeytan tüyü bulan adam”la 274. sayfada ben de yerimi almış oldum.. Türkiye’de öykü yazan kitaplı yazarları tanımak için iyi bir fırsat.. iyi okumalar..